Page 110 - Gastronomi Dergisi
P. 110
GA STR O N O Mİ
röportaj
“
Biz Havuş’ta
sadece yemek
pişirmiyoruz; bir
kültürü, bir geçmişi,
bir hikâyeyi
”
yaşatıyoruz.
Her biri Havuş’un hikâyesinin bir parçası;
geçmişin sıcaklığını bugünün sofrasına
taşıyan birer anıdır.
Hayatınızda son kez bir sofra kuracak
olsanız, o sofrada neler olurdu?
O sofrada en değerli şey yemek değil,
sohbetin kendisi olurdu. Zeytin ve üzüm
bahçelerinin arasında, güneşin altın ışıkları
altında kurulan bir masa… Üzerinde soğuk
sıkım zeytinyağı ve Filistin zahteri, yanında
humus, muhammara ve taze sebzeler yer
alıyor. Sofraya Lebeniye çorbasının sıcaklığı
eşlik ederken, zeytinyağında kızarmış
içli köfte, bakır kazanda pişmiş dolmalar
ve kuzu şişin mis gibi kokusu havayı
dolduruyor. Ve elbette, tatlı olarak “Cennet
Çamuru” bu şöleni tamamlıyor. Çünkü her
güzel yolculuk gibi, bu sofranın da tatlı bir
sonu olmalı.
Genç şeflere neler tavsiye edersiniz?
Sabır, saygı ve disiplin… Benim mutfağımın
üç temel direği bunlardır.
Malzemeye saygı duyun, ustaların
sözlerini dinleyin. Ve unutmayın: Yemek
pişirmek sadece bir iş değil, bir paylaşım
biçimidir. Yeni tatları deneyin ama özünüzü
kaybetmeyin. Köklerinizi bilin, toprağınızı
tanıyın. Yemek, sadece karın doyurmaz
anılar ve duygular yaratır. Genç şeflere
küçük bir gastronomi dersi bırakmak isterim.
Kendi toprağınızı tanıyın, sabır ve disiplinle
çalışın. Ekip ruhunu unutmayın, güler
yüzünüzü sofradan eksik etmeyin. Lezzet,
sevgiyle piştiğinde anlam bulur. Benim
dileğim, her sofrada o sevginin hep var
olması…
110
43

