Şefin imzası, lezzetin tamamlayıcısı: SOSLAR

Gastronomi dünyasında soslar, en yaygın şekilde yemeğin tamamlayıcısı ve lezzet artırıcısı olarak tanımlanıyor. Küçük bir dokunuşla en basit yemekleri bile şölene dönüştürmek isteyenlerin en pratik ve ekonomik yolu sos kulanımından geçiyor. Biz de dünyada ve ülkemizde sos kültürünün nereye evrildiğini, sos tüketiminde yükselen trendleri ve sektörün bugünkü durumunu sizin için derledik.   

Özgür KARABOĞA / Gastronomi Dergisi

Soslar, damağa hitap etmenin ötesinde tabakları renk paletine dönüştürerek göze de hitap ediyor. Renkleri iştah açıcı etkisinin yanı sıra yemeklere sanatsallık katıyor. Soslar; yenilen yemeğin hazzını ve tadını katladığı gibi, sofraya eğlence ve keşif katıyor. Fransızca kökenli (sauce) bir sözcük olan sos, Latince'de "tuzlu" anlamına gelen salsus sözcüğünden geliyor. Dünyanın her yerinde sos yapımı mutfağın en ince ve özen isteyen işi olarak görülüyor. Peki sosların tarihsel yolculuğu nasıl olmuştur? 

Antik Roma döneminde yapılan kazılarda “Balık Sosu” olarak kullanıldığı düşünülen pek çok mutfak eşyası ve baharat kalıntılarına ulaşıldığını biliyoruz. Bu durum sosların tarihi hakkında bizleri yaklaşık 2 bin yıl öncesine kadar götürüyor. Roma İmparatorluğu döneminden kalma önemli bir yemek pişirme metni olan Apicius'a atfedilen sos kayıtları; otlar, baharatlar, sirke, bal ve garum adı verilen fermente balık sosu içeren oldukça tecrübeli bileşenleri içeriyor. Roma döneminden Orta Çağ'a kadar geçen dönemde Avrupa sosunun hazırlanmasının çok fazla değişmediği kabul ediliyor. Haçlı seferleri sırasında Orta Doğu'dan egzotik baharatlar popüler hale geldi. 15. yüzyılda şefler, sosları ocakta kaynatarak kullanmayı öğrendiler. Ayrıca daha iyi doku ve pürüzsüzlük için sosları berraklaştırma ve süzme hakkında bilgi edindiler. Sosların başlangıcı klasik Fransız mutfağına dayandırılıyor. Genellikle 13. ve 14. yüzyıllar arasında Batı yemeklerinde sosların etkisi ciddi olarak görülüyor. Klasik Fransız sosları yüzlerce yıl içinde gelişmiş olup dünya çapında şefleri ve mutfakları etkilemiş.  

5 temel sosun ortaya çıkışı 

Dünyada sos bakımından en zengin mutfak olarak Fransız mutfağı kabul ediliyor. Bu mutfakta ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan 5 temel sos bulunuyor. Bunun haricindeki bütün soslar bu temel soslara dayanıyor. Sosların dördü 18. yüzyılda “Kralların aşçısı, aşçıların kralı” olarak bilenen Marie-Antoine Carême tarafından geliştirildi. Bu soslar; beşamel sos (béchamel sauce), beyaz sos (velouté), kahverengi sos (espagnole brown sauce) ve domates sosudur (tomato sauce). 19. yüzyılda Fransız şef Auguste Escoffier tarafından yaratılan sarı sosun (hollandaise sauce) eklenmesiyle sos sayısı 5’e yükseldi. Sos bakımından diğer zengin ülkelere baktığımızda, özellikle yemek pişirirken kullanılan soslar açısından Uzak Doğu mutfağı öne çıkıyor. Bu mutfak kültüründe fermente edilmiş soslar konusunda zengin olduğunu söylemek mümkün.  

Türk mutfağında tencere sosları büyük öneme sahip 

Nişantaşı Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Mustafa Tezel, ketçap, mayonez ve hardal gibi HORECA’da tüketilen sosların haricinde her ülkenin kendine ait yöresel malzemelerinden üretilen ve kendi damak tadına yakın sosları tercih ettiğini belirtiyor. Fransız mutfak kültüründe tereyağ bazlı sosların, Çin ve Japonya mutfağında ise soya bazlı sosların kullanıldığını açıklayan Tezel, “Hindistan ve Tayland gibi ülkeler baharat temelli sosları, İspanya ve İtalya kendi yerel malzemelerinden oluşan sosları kullanıyor. Türkiye ise tencere yemeklerinde kullanılan sosları tercih ediyor. Türk mutfağının diğer batı mutfaklarından ayrı kılan bir özellik vardır. Türk mutfağı Orta Asya dönemi, Selçuklu ve beylikler dönemi, Osmanlı saray mutfağı ve Cumhuriyet dönemi gibi çeşitli süreçlerden geçerek kozmopolit mutfak kültürüne sahiptir. Bu çeşitlilik damak tadımıza da yansımıştır. Türk mutfağının damak tadına en yakın mutfak hangisi diye baktığımızda; Balkan mutfağı, Orta Doğu mutfağı, Yunan mutfağı, Akdeniz mutfak kültürlerinden en iyi temsilcisi İtalyan mutfağını söyleyebiliriz” diyor. 

Avrupa mutfağında kullanılan sosların yaygın olarak ana yemeğin yanında servis edilen ve lezzeti bütünlemek amacıyla aroma arttırıcı olarak kullanıldığına dikkat çeken Mustafa Tezel sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ülkemizde ise soslar tencere yemeğinde beraber pişen yemeklerin kendi öz suyudur. Türk yemeklerinde tencere sosları büyük önem taşır. Çorbalarda bağlayıcı olarak kullandığımız çeşitli terbiyeler, etlerin kaynatıldıktan sonra kalınlaştırarak kullanılan soslar, domatesten ve biberden üretilen salça sosları, mantı gibi yiyeceklerde vazgeçemediğiniz yoğurt soslarını sayabiliriz Ayrıca tencere yemeklerimizde soslarımız hazırlanırken çeşitli baharatlar, sebzeler, kurutulmuş meyveler de katıp zenginleştiriyoruz.” 

Sosta yükselen trendler 

Gedik Üniversitesi Aşçılık Program Başkanı Huriye Zafera, teknolojinin gelişimine bağlı olarak ulaşım ağının yaygınlaşması, uluslararası gastronomi turizmi ve franchise modeller sayesinde insanların birçok ülke mutfağına ait yemekleri deneyimlendiğine vurgu yapıyor. Günümüzde Fransız, Hint, Çin, İtalyan mutfaklarına ait yemeklerin soslarının Türk insanının hayatına girdiğini kaydeden Zafera, “Bu soslar insanlarda ister istemez bir merak duygusu, haz-doyum duygularını canlandırıyor. Bunun yanı sıra fast-food kültürü yaygınlaştığından soslar sürekli elimizin altında olan ürünler haline geldi. Örnek verecek olursak pizzalarda pesto veya napoliten sos, çocukların olmazsa olmazı hamburger patateslerin yanındaki ketçap mayonezler. Öğrenci dostu makarnaların yancısı bolonez, pesto, alfredo gibi soslar. Türk insanının soslarda tercihleri genelde; domates sosları, mayonez, bolonez, napoliten, beşamel, hollandez ve pesto sos olmaktadır” diye konuşuyor. 

Z kuşağının daha çok tercih ettiği farklı dünya mutfaklarının günümüzde popüler kültür etkileşimi oluşturduğuna işaret eden Zafera, “Bu durum bizim kültürümüzle de iç içe oluyor. Sushi yapımı, wasabi kullanımı, falafel ve sosu için özellikle spesifik restoranlara gidiliyor ve yeme içme trendleri değişiyor, yeni trend akımları ortaya çıkıyor. Böylelikle de global dünyanın değişim etkilerini yaşıyoruz” ifadelerini kullanıyor.  

Genç kuşaklar yumuşak sosları seviyor 

2015 yılında Metro Türkiye tarafından hayata geçirilen Türkiye’nin ilk gastronomi keşif platformu olan Gastronometro, gerçekleştirdiği eğitim ve Ar-Ge çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası gastronomi dünyası arasında köprü kurma misyonunu sürdürüyor. Gastronometro Direktörü Maximilian J.W Thomae, globalleşmeyle birlikte farklı coğrafyalardan ürünlerin bir araya getirilebilmesiyle aroma entegrasyonunun arttığını, özellikle yeni nesillerin daha hafif soslara yöneldiğine belirtiyor. Eskinin ağır ve yoğun soslarının yerine, aromanın ön planda olduğu, daha hafif ve ferah sosların öne çıktığına vurgu yapan Thomae, “Bunu Anne Sophie Pic gibi birçok dünyaca ünlü şef de söylüyor ve uyguluyor. Genç nesli oluşturan Y ve Z kuşakları yeni tatlar denemeye çok daha açık, bu da gastronomi alanına yeni, farklı, hatta yer yer deneysel ürünlerin kültürde yer bulması olarak yansıyor” diyor. 

Maximilian J.W Thomae, endüstriyel boyutta barbekü ve ballı hardal gibi tatlı sosların uzun süredir çokça talep gördüğünü ve hızla çeşitlendiğini dile getiriyor. Türkiye’de bir yandan da Meksika gibi yabancı mutfaklara ait yemeklerin ve sosların ilgi gördüğünü kaydeden Thomae şöyle devam ediyor: “Avokado gibi bu mutfağın soslarına ait malzemelerin ülkemizde yetiştirilmeye başlanmasının da bu yaygınlaşmada payı büyük. Tabii bu mutfak kültürü açısından bir trend. Tüketim trendlerini konuşacak olursak hepimizin bildiği gibi hazır soslar ve tek kullanımlık soslar hükmediyor. Sadece son tüketici değil, HORECA sektörü de bu tip sosları yoğunlukla tercih ediyor. Sos hazırlamak genelde çok meşakkatli, zaman alan ve maliyetli bir iş, bu sebeple birçok restoran artık hazır soslara yöneliyor. Tek kullanımlık sosların bu denli yaygınlaşmasında da pandeminin etkisi büyük. Hijyenik sebeplerden ötürü birçok işletme tek kullanımlık sos opsiyonlarını sunmayı tercih ediyor. Bu sayede  yemek siparişi sırasında soslarını da müşteriye hızla sunabiliyorlar.” 

Türk insanının sos tercihleri neler? 

Türk tüketicilerinin sos tercihleri hakkında da bilgi veren Maximilian J.W Thomae, “Türkiye’de genellikle en çok kullanılan soslar; salata ve başlangıçlarla servis edilen zeytinyağı-limon. Bunu salata ve mezelerin yanında yoğunlukla tercih ettiğimiz nar ekşisi ve kızarmış deniz ürünleriyle servis edilen tarator sos takip ediyor. Yoğurt, aslında başta bize sos gibi görünmese de mantıdan kebap çeşitlerine kadar birçok geleneksel tabağımızın eşlikçisi. Pizza ve makarnalarda kullanılan domates bazlı soslar da ülkemizde yaygın. Birçok farklı fast-food seçeneğine eşlik eden ketçap, mayonez ve hardalı da atlamamak gerek. Izgara et yemekleriyle tercih edilen et suyu sosları ve Asya’ya ait soya sosu bazlı soslar veya tatlı-acı, tatlı-ekşi soslar da ülkemizde gittikçe artan bir talep görüyor. Bana gelince, nar ekşisinin mutfağımıza ait en sık kullandığım sos olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuşuyor. 

Soslar yemeğin önüne geçiyor mu? 

Gastronomi sektöründe sosların yemeklerin önüne geçtiğine, hatta bazı yemeklerin sossuz yenilmeyeceğine dair bir süredir bir tartışma yaşanıyor. Bu konuda değerlendirmelerde bulunan   Gastronometro Direktörü Maximilian J.W Thomae şunları söylüyor: “Sosların asıl amacı, tabaktaki ana öğeyi, ana tadı yükseltmek. Fonksiyonu yemeği, gerek pekiştirerek gerek kontrast yaratarak, derinleştirici ve dengeleyici olması. Hatta soslar şefe tabakta istediği hissi yaratmasına yardımcı olur deriz hep. Tüm bunlar sosun yemeğin önüne geçmemesine işaret ediyor, fakat bir yandan da yemek çok kişisel bir konu. Şefin kararının aksi yönde olduğu, çok özel gastronomik deneyimler hariç, misafirin seçimi onu mutlu eden, ona keyif veren, aradığımız deneyimi yaratandır diye düşünüyorum.” 

Sağlıklı ve bağışıklığı destekleyen soslar revaçta  

Peki ülkemizde soslarla ilgili olarak ne türden Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları yapılıyor, bu doğrultuda hangi yeniliklerden bahsedilebilir? Türkiye’nin önde gelen aroma ve sos üreticilerinden Aromsa’da Sos Kategorisi Ar-Ge Şefi olarak görev yapan Işıl Meydan Er, Kovid-19 pandemisi döneminde tüketicilerin bağışıklık sistemini destekleyici gıda ürünlerine yöneldiğini anlatıyor.  

Pandeminin, dünyada kaynakların sınırlı olduğunu gözler önüne serdiğini belirten Er, “Bu durumun gıda sektörüne yansıması olarak sos kategorisinde, hayvansal kaynaklı proteinler yerine bitkisel kaynaklı proteinlerin tercih edildiği, çevreye duyarlı, vegan, temiz içerikli ürün taleplerinin giderek arttığını görüyoruz” diyor. 

Aromsa olarak sos kategorisinde inovatif ürünleri üzerinde çalıştıklarını, özellikle soslarının çeşitlendirdiği kefir grubunda büyük bir hacim artışı yaşadıklarını aktaran Işıl Meydan Er, “Yeni sos projelerimiz arasında kara mürver, zerdeçal gibi bağışıklığı güçlendirici, aronya gibi antioksidan kapasitesi yüksek çeşitler başı çekti. İlk olarak çocuk ürün grubunda ortaya çıkan ancak sonrasında diğer ürün gruplarında da popülerleşen şekersiz konseptteki soslarımız da bu yıl fazlaca ön plana çıkan ürünler oldu. Beyaz şeker yerine iyonize meyve sularının, hurmanın ve keçiboynuzunun kullanıldığı sağlıklı soslar artık çok daha lezzetli. Tüketici tercihlerine göre şeker tadını arttırıcı doğal hammaddelerle de desteklenebilen bu soslar, lezzet olarak beyaz şekerle hazırlanan soslarla rekabet edebilecek bir düzeye ulaştı. Tatlıdan vazgeçemeyen tüketici grubu için harika bir alternatif” ifadelerini kullanıyor. 

Baharatlı sos çözümleri 

Sağlıklı, taze ve doğal içeriklere dair talebin fazlaca arttığı bugünlerde tüketicilerin koruyucu içermeyen, raf ömrü uzun, sağlıklı ve kullanıma hazır tuzlu soslara rağbet gösterdiğini açıklayan Döhler Türkiye Pazarlama Müdürü Özlem Özkan, şirket olarak yüksek kaliteye sahip, koruyucu içermeyen ve mevsiminde doğadan toplanan taze sebze ve baharatları kullanarak aseptik hatlarda üretilen baharatlı soslarla tüketicilerin ihtiyaçlarına cevap verdiklerini anlatıyor. Yoğun ve taze fesleğen tadına sahip, makarnaların ve tavuklu yemeklerin en çok tercih edilen soslarından olan pesto sosundan Türk damak tadının en çok sevilen baharatlarından nane, kekik, pul biber ve sarımsakla yapılan domates bazlı soslara kadar çeşitli çözümler geliştirdiklerini ifade eden Özkan, “Belirli bir yemek için veya öğünlere özgü geliştirilmiş pratik çözümler hem tüketiciler hem de üreticiler için mutfakların yeni vazgeçilmez öğeleri.  Pastörize edilmiş ve kullanıma hazır olarak bir ambalaj uzağınızda bulunan bu ürünle İtalyan şeflerini aratmayacak pizzalar yapmanızı sağlayacak pizza sosları artık oldukça ulaşılabilir” şeklinde konuşuyor. 

Tatlı soslar hakkında bilgi veren Döhler Türkiye Laboratuvar Müdürü Gurbet Alkan ise, meyveli yoğurtlarda kullanılan soslar, dondurma sosları, çikolata dolgu sosları ve pastacılıkta kullanılan sosların bu kategoriyi oluşturduğunu belirtiyor. Tüketicilerin yoğun olarak tercih ettiği çilek, orman meyveleri, kayısı, şeftali, ahududu, böğürtlen, karadut gibi parçacıklı veya parçacıksız meyveli soslar başta gelmek üzere; çikolata, vanilya, karamel gibi pek çok lezzeti içine alan ana ürün portföyünün yanında şeker azaltma, temiz etiketli çözümler, vitamin ve minerallerle zenginleştirilmiş çözümler gibi global trendlere uygun özel ürünler geliştirmenin mümkün olduğunu kaydeden Alkan, “Özellikle fırıncılık ürünlerinde tercih edilen, pişirme öncesi ürüne eklenen ısıya dayanıklı soslar veya tercihe göre pişirme sonrası ürüne eklenebilecek şekilde geliştirilmiş soslar konusunda da uygulama ekibimizin geliştirdiği özel ürünlerimizle gıda endüstrisinin üretimdeki hazırlık sürecini minimuma indiriyoruz” ifadelerini kullanıyor.   

Dünyada ve Türkiye’de sos pazarı büyüyor 

Biraz da sos sektöründe dünyada ve Türkiye’deki bugünkü duruma bakalım. Sos, dünya genelinde ve ülkemizde çok güçlü büyüme gösteren bir kategori. Nitekim rakamlar da bu gerçeğe işaret ediyor. Küresel salça-sos pazarı 2020 yılsonu itibariyle yaklaşık 47 milyon tona ulaştı. Bu rakamın 2025 yılında 55 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Türkiye’de ise salça-sos pazarı 2020 verilerine göre 383 bin ton büyüklüğünde seyrediyor. Nielsen’in araştırmasına göre, 2020 yılında Türkiye’de ketçap ve mayonez kategorileri sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 40’lık artışla gıda sektörü ortalamasının üzerinde büyüdü. Bu yılın ilk 6 ayında idr ketçap kategorisi yüzde 29, mayonez kategorisi ise yüzde 41 büyüme gösterdi.  

Assan Foods portföyünü yeni soslarla genişletiyor 

Geçtiğimiz günlerde ABD’li Kraft Heinz tarafından satın alınan Assan Foods, günde 4 bin 500 ton taze domates işleyebilme, 4 milyon adet ambalajlı ürün üretebilme kapasitesiyle ketçap, mayonez ve sos kategorilerinde Türkiye’nin önde gelen üreticilerinden biri konumunda. Colorado, Kingtom ve Oba markaları ve private label alanındaki güçlü paylarıyla birlikte yurt içi pazarın yanı sıra 4 kıtada 50’ye yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini anlatan Assan Foods Genel Müdürü Hakan Koçoğlu, “Kingtom, Colorado ve Oba markalarımızla Türkiye’de ev dışı tüketim pazarında da yer alıyoruz. Colorado markamız, perakende noktalarının yanı sıra dijital kanallardan da tüketiciyle buluşuyor” diyor. 2020 yılında Colorado markasıyla 4 yeni lezzetin lansmanını gerçekleştirdiklerini ifade eden Koçoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Pesto, Guacamole, Buffalo ve Relish, Türkiye’nin Sos Uzmanı Colorado’nun ürün portföyüne yeni soslar olarak eklenmiş oldu. Bu yıl, yurt dışı müşterilerimize yönelik olarak nişastasız ketçap ürünümüzün üretimi gerçekleştirdik. Yine bu yıl, e-ticaret kanalı için, altı sosumuzu tamamen yeni bir tasarımla satışa sunmaya hazırlanıyoruz. Bu seride, chipotle, sezar salata, meat, spicy meat, ranch ve kahvaltılık sosumuz yer alıyor.”  

Tat’tan koruyucu içermeyen ürünler  

Sos pazarının önemli oyuncularından biri olan Tat Gıda, ketçap, acılı ketçap, mayonez, sarımsaklı mayonez, hardal, acı sos, peri peri sos, mango köri sos, barbekü sos, acılı barbekü sos ve ranch sostan oluşan 11 çeşitlik ürün yelpazesini pazara sunuyor. Mevsiminde taze domateslerden ürettikleri Tat Ketçap’ın 100 gramında 170 gram domates kullanarak Türkiye’deki en yüksek domates oranlı ketçabı tüketime sunduklarını belirten Tat Gıda Pazarlama ve Ticaret’ten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kasia Özgen, ürünlerinin doğallığını korumak için koruyucu kullanmadıklarını söylüyor. Tat olarak 2021 yılının ilk 6 ayında ketçapta 3,3 ve mayonezde 4,1 puan artışla ciro paylarını güçlendirdiklerini açıklayan Özgen, “Tat Ketçap olarak bizim tüketici nezdinde en güçlü algımız, ailelerin markası olmamız. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, 11 farklı lezzetten oluşan geniş ürün portföyümüzle sos uzmanlığımızı vurgulamak olacak. Halen inovasyon planlarımız içerisinde farklı reçetelerde sos çalışmalarımız bulunuyor ve Ar-Ge merkezimizde yeni reçeteler çalışılmaya devam ediliyor” şeklinde konuşuyor.  

Ekol Food’dan 100’den fazla sos çeşidi      

2003 yılından bugüne gıda sektöründe faaliyet gösteren Ekol Food, yurt dışından 9 markanın yaklaşık 110 çeşit sos çeşidini tedarik ediyor. Şeflerin istekleri doğrultusunda soslar üzerine çalışmalar yaparak en iyi tada, kıvama ve aromaya sahip olan sosları pazara sunduklarını açıklayan Ekol Food Pazarlama Müdürü Bahar Gülbeyaz, “Bünyemizde bulunan dokuz farklı markanın sosları dünya mutfaklarına hitap ediyor. Uzak Doğu mutfak kültürünün en önemli sosu olan soya sos, Yamasa markasıyla bünyemizde yer almaktadır. Bu önemli markayı bu yıl firmamızın bünyesine aldığımız için oldukça mutluyuz. Diğer markalardan ayrılan özelliği ise soya sos yapımında önemli rol oynayan kaju mayasını kendileri üretmeleridir” diyor.  

Yurt içinde kendi markaları olan Fine Taste soslarıyla sektöre hizmet verdiklerini açıklayan Gülbeyaz, “Fine Taste soslarımızı birçok mutfakta görmek mümkün. Bünyemizde bulunan sos çeşitliliği ve farklılığı nedeniyle aslında doğrudan horeca sektörünün kalbine dokunduğumuzu söyleyebiliriz. Mayıs ayında bünyemize yeni katılan Nando’s Peri Peri soslarımızı pazara sunduk, bu ürünler horeca ve aynı zamanda ev tipi kullanıma uygundur. Gastronomiyle ilgilenenler, farklı ve yeni lezzetler arayanlar nefisgurme.com internet sitemizden ya da marketlerden kolaylıkla ürünlerimize ulaşabilir. Ayrıca Masterchef Mehmet Yalçınkaya ile başlattığımız özel kutuların birinde müşterilerinin talepleri üzerine sos çeşitleriyle satışına başladık. Tüm mutfaklarda kullanabilecekleri farklı sosları tek bir kutu içinde satın alabilecekler” diye konuşuyor. 

SOS TARİFLERİ 

Executive Chef Harun Akman - Hyatt House Otel Gebze 

ADAÇAYI VE MANDALİNA AROMALI HURMA SOSLU ÇİALI CHEESECAKE 

Hurma sosu için malzemeler (10 kişilik): 

500 gr çekirdekleri çıkarılmış hurma 

200 gr tereyeğı 

50 gr adaçayı 

2 adet mandalina 

100 gr esmer şeker 

500 ml su 

250 gr Chia tohumu

Yapılışı: Mandalina kabuklarıyla beraber dörde bölünür. 1 litre su küçük bir tencereye alınır. İçine mandalinalar ve adaçayları ilave edilerek orta ateşte 10 dakika kaynatılıp süzülür. Süzülen suyun içerisine hurmalar ilave edilir ve 5 dakika bekletilir. Tereyeğı ve esmer şeker demlenen suyun içerisine ilave edilerek, robottan akıcı bir kıvam elde edilene kadar çekilir. 

Executive Chef Emre Oruç - Tryp By Wyndham Otel Kocaeli 

CHIMICHURI SOS İLE SOMON IZGARA 

Chimichuri sos için malzemeler:  

3 gr taze kişniş 

100 gr maydanoz 

10 gr kırmızı soğan 

3 gr kuru kekik  

3 gr pul biber  

3 gr tuz  

5 gr toz şeker 

10 cc zeytinyağı  

Yapılışı: Maydanozlar ayıklanarak yıkanır ve kurutulur. Tüm malzemeler blendera atılarak parçalanıncaya kadar blender çalıştırılır. Tercih ettiğiniz et veya balığa (ızgara ürünleri) göre pişirilerek sunum tabağında servis edilir.  

Bu haberi Gastronomi Dergisi'nde görmek için TIKLAYINIZ...