Dünyada her yıl 1,3 milyon ton gıda israf ediliyor; peki hangi ürünü nasıl korumalıyız?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her yıl dünyada üretilen gıdaların neredeyse yarısı kayboluyor ya da israf ediliyor. Bu yaklaşık 1,3 milyon ton gıda demek. Aslında çöpe giden her gıdanın; ekonomiye, topluma ve çevreye doğrudan etkisi var. 

Yazı: Emre Turan

Gıda israfının ne denli sıkıntılı boyutta olduğundan, nerede nasıl ve ne şekilde gıdaların israf edildiğinde bahsettik. Restoranların, cafelerin, internetteki sosyal medya hesaplarının, yemeği bir şekilde ürün olarak gören, içerik üretenlerden bazı kişilerin; dolaylı veya doğrudan gıda israfına göz yumduğu şüphe götürmeyen bir gerçek. Bir birey olarak israfı önlemek ve geleceğe daha umutla bakabilmek adına yapabileceğimiz en iyi şey buna göz yuman oluşumlardan uzak durmak.

Gözümüze, gönlümüze ve ruhumuza ne kadar yakın ve iştah açıcı gözükürse gözüksün, eğer yediğiniz veya gördüğünüz bazı gıdaların çöpe gittiğini düşünüyor veya bundan şüphe duyuyorsanız; o kültürü, restoranı, oteli, sosyal medya hesabını veya yemeğin bir içerik ya da reyting olarak kullanıldığı oluşumu bırakmak ve olabildiğince uzaklaşmak gerekir. Şimdilerde bunlara neden olanlar yarınlarımıza zarar verecek yanlış şeyler yapıyorlar, buna göz yummak da yapılan hata kadar büyük bir yanlış aslında.

Kendimizi eğittik, artık sosyal medyada ve yemeğin içerik/ürün olarak kullanıldığı herhangi bir alanda israfa neden olan kanal veya oluşumlardan uzak durmayı öğrendik. Peki, mutfağımızda kullandığımız gıdalar ne denli israf ediliyor? Bazı ürünleri korumak ve daha verimli kullanmak adına neler yapabiliriz? Gelin, hep birlikte bunları biraz inceleyelim.

Ekonomik ve yaşamsal kayıp

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her yıl dünyada üretilen gıdaların neredeyse yarısı kayboluyor ya da israf ediliyor. Bu yaklaşık 1,3 milyon ton gıda demek. Aslında çöpe giden her gıdanın; ekonomiye, topluma ve çevreye doğrudan bir değeri ve etkisi var. Ekonomik açıdan ülkelere çok büyük boyutlarda zarar veriyor. İsraf edilen gıdalarla birlikte gelişmiş ülkelerde 680 milyon dolar çöp olurken gelişmeye başlamış ülkelerde bu rakam 310 milyon dolara yakın. 

Toplumların kültürel davranış ve tutumlarına; insanların alışık olduğu tüketim alışkanlıklarına ve aşırı yeme isteğine bağlı olarak her ülkede veya her kıtada aynı oranda israf yapıldığını söyleyemeyiz. Mesela, Amerika veya Avrupa'da yaşayan bir kişinin kendi başına yaptığı israf ortalama 115 kg iken; Afrika veya Güney Asya’daki bir kişinin yaptığı israf 11 kg civarında. Bunun da en temel nedeninin dünyada üretilen kaynaklarının dengesiz dağılımı diyebiliriz. Bu gıda israfı yıllar içerisinde değişmez ve azalmazsa; 2030 yılına geldiğimizde 2.1 milyar ton gıda israf olup 1.5 trilyon dolara yakın para ise çöp olmuş olacak. Bu yemekler ve paralar ile ne karınların doyabileceğini bir düşünün.

Kendi ülkemizin istatistikler de oldukça can sıkıcı türden. Her yıl Türkiye’de 26 milyon ton gıda israfı olurken; çöpe giden para 214 milyar Türk lirası. Ülkemizde en çok ekmek, meyve ve sebzeler israf ediliyor. Ekonominin ve sosyal statünün bu denli kötü olduğu zamanlarda gıdamıza sahip çıkmak hem ev ekonomimiz hem de sosyal açıdan oldukça değerli.

6 milyon ekmek israf oluyor

“Ekmek parası”, “ekmeğini taştan çıkarmak”, “ekmek aslanın ağzında”, “ekmek kapısı” gibi pek çok deyimle aslında atalarımız ekmeğin değerinin ne denli mühim olduğunu anlatmışlar. Ülkemizde ekmeğin; çeşit çeşit olması, yöreden yöreye farklı haller alıp farklı yemişler ve unlarla hazırlanması ile de ne kadar değerli bir besin olduğunu görüyoruz. Hatta kimileri yediği şey pilav da makarna da olsa her öğünde muhakkak sofrasında ekmeği tutuyor, onsuz masaya oturmuyor. Peki, hayatımızda bu kadar yer etmiş ekmek neden bu denli yüksek bir şekilde israf oluyor? Bunun birkaç nedeni var!

En önemli neden, kalan ekmeklerin bayatlayıp küflenerek çöpe atılmasından kaynaklı. Ayrıca restoran ve otellerde servis sırasında alınan ve tüketilmeyen ekmeklerin de çöpe gittiğini söyleyebiliriz. Bu tonlarca ekmek israfını önlemek ise aslında oldukça kolay!

İlk olarak yapılması gereken şey, bazı alışkanlıklardan hızlıca vazgeçebilmek. Mesela tükettiğimiz ürün karbonhidrat dahi olsa soframızda psikolojik ve algısal olarak ekmeği görmediğimizde doyamayacak olma hissinden kurtulabilmek adına kendimizi eğitmek. Buna bağlı olarak yine soframızdaki kişi ve öğünlere göre ekmek satın almak. Ayrıca her sabah kahvaltı için evde ekmek olmasına rağmen “sıcak ekmek” sevdasından vazgeçebilmek. Bunları yapmak hem ev ekonominiz hem de sağlığınızı korurken, ekmek israfında da önemli ölçüde azalma yaşanmasını sağlayacaktır. 

Bunların dışında ekmeklerin muhafaza edilecekleri yer de oldukça önemli. Ekmek muhakkak ağzı sıkıca kapalı ekmek kutularında saklanmalı. Bu kutular serin ve kuru olduğundan küflenme ve bayatlama gecikecektir. Eğer muhafaza edeceğiniz ekmek sıcak ise muhakkak soğutarak saklamak gerekiyor. Yoksa ekmek poşetin içinde nemlenip küflenmesini hızlandıracaktır. Nemlenmeye başlamış bir ekmek ise kağıt havlu ile bir ekmek kutusunda yine soğuması bekledikten sonra muhafaza edilmelidir.

En yüksek oranda israf, meyve ve sebzede

Bir yılda ülkemizde üretilen 49 milyon ton meyve ve sebzenin yüzde 25 ila yüzde 40’ı arasında bir oranı israf ediliyor. Meyvelerin yapısı, manavlarda, marketlerde doğrudan satılan organik madde olmalarından dolayı bozulmalar, küflenmeler ve çürümelerle hızlıca karşılaşılabiliyor. Peki, marketlerden veya manavlardan aldığımız sebzeleri israf etmeden nasıl kullanabiliriz?

İlk olarak yapmamız gereken şey, meyve ve sebzeleri olabildiğince mevsiminde tüketmeyi alışkanlık haline getirmek. Bu neden önemli? Çünkü bu meyve ve sebzeler mevsiminde lezzetini ve besin değerlerini daha taze olarak sunabilirken, bir yandan da kendini koruma anlamında daha uzun ömürlü oluyorlar. Yemeklerimizi hazırlarken de sebzelerin yenilebilir durumlarını her daim aklımızın bir ucundan bulundurmamız gerek. Kendimize kadar yemek yaptığımızda soğanın yarısını kullandıktan sonra diğer yarısını çöpe atmamak, bu dolabında yine bir yemek olmak için saklamak veya maydanoz gibi narin sebzeleri demetle aldıktan sonra yapraklarını yemeklerde/salatalarda kullandıktan sonra saplarıyla soslar, detoks suları yapmaya çalışmak gibi. Ev ekonomisini de düşünerek alışverişlerde muhakkak kendimize ve hanedeki kişi sayımıza bağlı olarak sebze ve meyvelerimizi almamız gerek. Bazen, evde bir kişi yaşamamıza rağmen markete gittiğimizde “bir daha taşımayayım” deyip 1 kilo domates/patlıcan vb. çabuk bozulabilecek sebzeler almak, onların buzdolabımızda çürümüş bir şekilde karşımıza çıkmalarına neden olabilir. 

Bazı meyve ve sebzeler nasıl saklanır? 

Özellikle yeşil yapraklı meyveleri pazardan alıp mutfaklarımıza getirdiğimizde kısa bir süre sonra eridiğine ve renklerini kaybettiğine tanıklık edebiliriz. Bu durumların yaşanması uzun süre kalan sebzeler için elbette oldukça olası ama biraz olsun zamanları arttırmak için sebzeleri yıkadıktan sonra kurutup havlu kağıtlara sararak, buzdolabının kapaklı kısımlarında saklayabiliriz. Eğer kapaklı dolabınız yoksa veya yetersizse plastik kaplar alarak aynı şekilde sebzelerinizi saklayabilirsiniz. Emin olun böylece sebzeler daha uzun dayanacak ve her an kullanıma hazır olacaklardır.

Sık sık kök sebzelerimizi aynı çekmecede birbirlerine temas ederek kullanırız, bu durum da ne yazık ki sebzelerin özellikle birbirlerine temas eden yerlerinden çürümeye başlamasına neden oluyor. Bu da doğrudan psikolojik olarak meyvenin veya sebzenin bozulduğunu düşünüp ürünün çöpe gitmesine neden oluyor. Meyve ve sebzeleri olabildiğince birbirlerine temas etmeden saklamamız gerekir.

Son zamanlarda avokado da sıklıkla mutfaklarda kullanılmaya başlandı ama ne yazık ki yarım kalan avokadolar dolaplarda hızlıca çürüyebiliyor. Bunu engelleyebilmek adına yarım avokadoyu kesilmiş soğanla birlikte bir cam kasenin içinde dolabınızda saklayabilirsiniz. Daha uzun dayanacaktır. Aynı şekilde mantarlar da çok çabuk bozulabiliyorlar, bunları da bir havlu kağıt yardımı ile temizledikten sonra (yıkamıyoruz), yine havlu kağıt veya bir beze sararak dolaplarda muhafaza edebiliriz.

Taneli ve taze sebzeleri de uzun süre koruyabilmek adına herkesin sıklıkla yaptığı buzluk yöntemini kullanabiliriz. Bu ürünlerin hem taze hem de bozulmadan kalmasını sağlayan en önemli ve bilinen yöntem.

Muz ise sıklıkla tüketilen ve israfı fazla olan bir meyve. Aslında muz bazı meyve ve sebzelere nazaran çok daha uzun süreler dayanabiliyor. Sadece kararmış görünümüne aldanıp bozulduğunu düşünebiliyoruz. Muzları market poşetlerinden çıkardıktan sonra buzdolabının kapaklı bölümlerinde saklamak, kararma süresini geciktirecektir. Çürüyen muzları diğerlerinden ayırmanız da daha sağlam olan muzların çürüme süresini geciktirecektir. Olgunlaşmış ve karamaya yüz tutmuş muzları değerlendirmenin ise birçok yolu var. Çeşitli kekler, ekmekler ve pastalar yaparak muzları kullanabilirsiniz.

Sizlerin de mutfağınızda sebzelerinizi veya meyvelerinizi değerlendirdiğiniz farklı yollar varsa, yorumlarda bize bunlardan bahsedin. ;)

Kaynaklar: 

1) http://israf.org/public/admin/filemanager/uploaded/kitapciklar/dunyada_gida_israfı_karsilastırma.pdf

2) https://www.hidropolitikakademi.org/uploads/editor/images/ÇÖPE%20GİDEN%20SU%20RAPORU-Temmuz%202020%20.pdf

3) https://gidanikoru.com/neyapabilirsiniz/11

4) https://gidaisrafi.com/index.html