“Artık tasarım da deneyimin parçası”

Restoranlarda mekânsal özelliklerin hem işletmeciler hem de misafirler tarafından daha fazla önemsenmeye başladığını kaydeden iç mimarlar Selcan Turan ve Sema Dönmez, mekânın tasarım özelliklerinin artık deneyimin parçası olarak misafire sunulan bir ürün haline geldiğini söylüyorlar.

Mehmet GÜNELİ 

Studio Dot ortakları iç mimarlar Selcan Turan ve Sema Dönmez turizm sektöründe öne çıkan projeleriyle dikkat çekiyorlar. Selcan Turan, 2011’de Maltepe Üniversitesi, Sema Dönmez ise 2016 yılında Bilkent Üniversitesi’den mezun olduktan sonra hızla tasarım dünyasına giriş yapmışlar. Daha çok yurt dışındaki otel projelerine odaklanan iki başarılı mimarla çalışmalarını ve turizm sektöründe mimar olmayı konuştuk. 

Kısaca sizleri ve mimarlık ofisinizi tanıyabilir miyiz? Daha çok nasıl projelere odaklanıyorsunuz?

Selcan Turan: İkimiz de mezuniyetlerimizden itibaren aktif olarak çalışarak çeşitli konut, AVM ve otel projelerinde iç mimar olarak görev alıyoruz. 2020 yılında uzun süredir Metex Design Group’da, ekibinde bulunduğumuz Sinan Kafadar’ın önderliğinde Studio Dot Mimarlık ofisini kurduk. Ağırlıklı olarak marka otel ve konut projelerinde yer alıyoruz.

Gastronomi ve konaklama sektörleri hızlı büyüyor. Günümüzün mekanlarının değişimini ve dönüşümünü tasarım boyutuyla nasıl görüyorsunuz? 

Selcan Turan: Bu sektörlerde aslında bir süredir gözümüze çarpan durum, işletmelerde mekânsal özelliklerin hem işletmeciler hem de misafirler tarafından daha fazla önemsenmeye başlaması. Artık yeme-içme sektöründe misafirlerin beklentilerinin arasında mekân deneyimi ön plana çıktı. Bir restoran hakkında kimi zaman tüketim ürünlerinden ziyade mekânın marka kimliği, konsepti, iç mimarisi ve dekorasyonu konuşuluyor. Bazen sosyal medyada bir fotoğraf görüyoruz, mekân ilgimizi çekiyor ve orayı ziyaret etmek istiyoruz. Hal böyleyken işletme sahipleri de restoran, cafe, pastane vb. yatırımlarını planlarken bir marka kimliği yaratarak, bu kimlikle tutarlı iç mekânlarda projelerini hayata geçirmeyi tercih ediyorlar. Artık hem konaklama hem yiyecek içecek sektörlerinde mekânın tasarım özellikleri de deneyimin bir parçası ve aslında ziyaretçiye sunulan bir ürün. Bu sebeple bu kullanım alanlarının iç mimari proje süreçleri belki de hiç olmadığı kadar ön planda tutuluyor.


Sema Dönmez: Özellikle bilginin yayılmasının bu kadar hızlı ve kolay olduğu bir çağda, trend olan yaklaşımları açıkçası net olarak takip edip Türkiye’deki yansımalarını görebiliyoruz ama bir iç mekanın tasarımından bahsederken aslında trende odaklanmak bizce doğru değil. Çünkü belli dönemde çok yükselen yaklaşımlar ardı ardına tekrar ediliyor ve otantikliğini kaybediyor. Her projenin kendi özellikleri ve koşulları olduğu için her projeye özgün bir yaklaşımla bakmak gerekiyor. Projenin coğrafi, kullanım özellikleri, yatırımcının öngörüsü ve sayabileceğimiz onlarca faktör bizi her işte farklı yaklaşımları benimsemeye itiyor. Dünya küresel desek de aslında her yerleşim yerinin kendi kültürü olduğu gibi yatırımcıların ve kullanıcılarının farklı beklentileri var, bunları değerlendirmek ve projeye doğru şekilde yansıtabilmenin esas olduğu düşüncesindeyiz. 

İlham kaynağı ‘konsept’ 

Konsept oluşturulurken yatırımcı ve mimar açısından süreç nasıl işliyor?

Selcan Turan: Bu süreç yatırımcının ve mimarın tarzına ve alandaki tecrübesine göre değişkenlik gösterebiliyor. Genellikle yatırımcı kafasında bir konsept fikriyle geldiğinde iç mimarin ilk görevi bu fikri iç mekana nasıl yansıtmak istediğini tasarlamak ve sunmak oluyor. Bu süreçlerde eğer varsa otel operatörü, yatırımcı ve iç mimar ortak bir paydada buluşuyor. Konsept aşamasının başarılı olması ve işverence benimsenmiş olması iç mimar açısından oldukça önemli çünkü tüm mahallerin tasarımının ortak ilkesi ve ilham kaynağı “konsept” dediğimiz çalışma. 

Restoran, kafe veya otel projelerinde Türkiye’de mimarın iktidarı var mı?

Sema Dönmez: Makul sebeplerle ve anlatımlarla gidildiği zaman, olduğunu düşünüyoruz. Ticari alanlar tasarlarken bu mekânın aslında kâr amaçlı bir iş planının parçası olduğu ve göz önünde bulundurulması gereken maliyet, yapılabilirlik, dayanıklılık, bakım giderleri ve kolaylığı gibi unsurlar olduğu bir gerçek. Planlama ve tasarım pek çok yönden tartışmaya açık konular barındırıyor olsa da işverenin çalıştığı mimarların tecrübelerine güven duyması önemli. Benzer ölçeklerde ve kullanımlarda projeleri önceden üretmiş olmak bizlerde belli bir algı ve karar mekanizması oluşturuyor ve bu projelere her anlamda katkı sağlıyor. 

‘Ortak çalışmalar yürütüyoruz’  Projelerdeki mutfak tasarımlarında, şeflerle veya endüstriyel mutfak firmaları ile iş birliğiniz oluyor mu? 

Selcan Turan: Ağırlıklı olarak yer aldığımız otel projelerinde müşterilerin görmediği alanlar, iç mimari kapsamının dışında kalıyor fakat kesişim noktalarında endüstriyel mutfak firmaları çözüm ortaklarımız oluyor ve servis sirkülasyonu, büfe alanları, açık mutfaklar, şarap mahzenleri ve müşteri deneyimi diyebileceğimiz konularda ortak çalışmalar yürütüyoruz. Mutfak deneyimleri iç mekana dahil oldukça keyifli ilgi noktaları üretebiliyor. Dünyanın farklı noktalarında yürüttüğümüz projelerde farklı yeme içme alışkanlıklarını, mutfakları ve ekipmanları tanıma fırsatı bulabiliyoruz. 

HORECA sektöründe son dönemde yaptığınız projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Ofis olarak gelecek planlarınız neler? 

Sema Dönmez: Şu anda UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Semerkant şehrinde, Metex Design Group ile birlikte yürüttüğümüz 43.000 metrekare kapalı alana inşa edilmekte olan 234 odalı bir otel projesi üzerinde çalışıyoruz. Mimarisi ve kültürel mirası son derece etkileyici olan bu konumda proje yapıyor olmak çok keyifli. Yeni kurmuş olduğumuz bu ofiste hem işveren hem kullanıcı hem de tasarımcı olarak bizleri tatmin eden projeler yapmak hedefimiz. Türk inşaat ve mimarlık şirketlerinin yurt dışında hâlihazırda önemli bir etkinliği ve itibarı var; ileride buna katkı sağlamanın bir tasarım ofisi olarak bizi çok mutlu edeceğini söyleyebiliriz.